Share

YAZARIMIZ CÜNEYT TÜZEL’İN KALEMİNDEN: ‘POST MODERNİZM VE NİHAİ NOKTASI’

   Batı kaynaklı akademik tarihçiliğe göre yerleşik hayata geçişle başlayan gelişim birçok aşamalardan sonra en büyük atılımını sanayi devrimi ile yapmış bulunmaktadır. Fakat bu aşamadan sonra ivme kazanan atılımlar giderek katlanmış ve günümüzde bu durum yapay zekâ ile birlikte korkutucu bir seviyeye gelmiştir. Artık, insan olayın öznesi değil sadece figüranı gibi görünmektedir.   Doksanlı yılların başında yıkılan Demir Perde bloğu dünyanın tamamını kapitalist güçlerin eline bırakırken o güne kadar sinsi ve yavaş ilerleyen birtakım planlar aşikâre ve hızlı olarak önümüze gelmeye başladı. Yaşananlar o kadar hızlı oluyordu ki henüz birini sindiremeden başka bir olayın girdabında buluyorduk kendimizi. İçte ve dışta yaşanan bu olaylar siyasi, ekonomik ve askeri konularda olurken belki de en kötüsü kültürel asimilasyonun da bizi gizliden gizliye kemirmesiydi.   Farkına varmadan küreselcilerin amacına çanak tuttuk. Mahalle geleneğimizin vazgeçilmez bir parçası olan küçük esnafın yerini önce marketler, daha sonra süper marketler ve alışveriş merkezleri aldı. Bilişim sektörünün inanılmaz gelişimi ile artık alışverişlerimizin yüzde seksenini internet üzerinden yaparken küçük esnafın alanını daralttık, çeşitli mecralarda itibarsızlaştırdık ve sadece küreselcilerin sanal mağazalarından ihtiyacımızı giderir olduk.   Yaşı müsait olanlar hatırlar: 1970 ve 80’li yıllarda Türk sinemasının değişmez simalarından birkaçında konu olan mahalle bakkalı figürleri genelde veresiye defterini şişiren, pirince, fasulyeye taş koyan, tartıda hile yapan, bakkal borcu yüzünden mahallenin duluna sarkan tiplemelerdi. Oysaki gerçek hayatta paramız olmadığı zaman bile bizi kimseye muhtaç etmeyen, evimizin anahtarını okuldan gelecek kızımızın alması için bıraktığımız, birilerine dünür gideceksek bilgi aldığımız ya da en basitinden adres sorduğumuz yerlerdi.   Aynı rüzgârın etkisi manav, kasap gibi küçük esnafın da itibarsızlaştırılmasıyla amacına ulaştı. Sonuçta küçük esnaf tükendi, bir bir kapandı. Zincir marketler ve kredi kartları bu boşluğu hızlı bir şekilde doldurdu.   İki binli yıllara geldiğimizde ise bir başka operasyon başladı. Mevcut ticari taksiler hedef alınmıştı. Turist dolandıran, kısa mesafeye gitmeyen, müşteri seçen ve fazla para alan birtakım taksiciler medya marifeti ile gözümüze sokuldu. Yaşanan münferit olaylar abartılarak genelleştirildi. Neler olduğunu anlamamız için Amerikan gündemine bakmamız yeterli olacaktı. Zira buralarda yaşananlar amacına ulaştıkça dünya geneline de aynı şablon üzerinden servis edilmekteydi.   Yanılmadık, plaka baronları, taksi lobisi gibi birtakım klişeler üzeninden itibarsızlaştırılan taksiciler teker teker yok edilirken beraberinde önce taksi şirketleri ve uygulama üzerinden çağrı merkezlerine evrildi. Hatta korsan taşımacılık yaygınlaştırılarak bir meslek kolu yok edildi. Şu an deneme sürüşleri yapılan sürücüsüz otonom taksiler ile tek bir şoförün olmadığı işletmeler sayesinde taksicilik yapmak mümkün hale geldi.  Bu durum teknolojik olarak inanılmaz bir gelişim kabul edilse de sosyolojik olarak insanların işsiz kalmasına, paranın belli odakların elinde toplanmasına, beraberinde sosyal patlamaların meydana gelmesine neden olacaktır. Bir zamanlar ‘Açlık Oyunları’ isimli bir sinema filmi vardı. Elit insanların yüksek duvarların ardında bolluk içinde yaşadığı bir dünyaya mukabil genele yayılmış, kaynakları tükenmiş niteliksiz insanların hayatta kalma macerasını anlatıyordu. Sanki giderek oraya doğru mu yöneldik, bilemiyorum!   Artık fabrikalar robotlar sayesinde daha az insanların çalıştığı yerler halini alıyor. Trenler ve toplu taşıma araçları sürücüsüz çalışıyor. Bankaların yerini ATM’ler, müşteri hizmetlerini cevap robotları alıyor. İnsana ihtiyacın olmadığı bir dünyaya doğru gidiyoruz. Tükenen kaynaklar karşısında dünya nüfus artışı tehlikeli boyutlara varacak gibi. Savaşların bile robotlar marifetiyle yapıldığı bir dünyada şimdiden örülen yüksek duvarları göremiyorsak ‘Doğal Seleksiyon’ tezini inkâr etmemiz anlamsız kalacaktır.   Çocuklarımıza bırakacağımız dünyayı bugünden şekillendirmeliyiz. İnsanın yaşayabildiği güzel yarınların temennisi ile… Saygılarımla. Cüneyt TÜZEL

You may also like...