SONGÜL YOĞUNBURÇ’UN KALEMİNDEN: ‘KÜÇÜK KALPLERİN SESSİZ ÇIĞLIKLARI’
KÜÇÜK KALPLERİN SESSİZ ÇIĞLIKLARI İslam diyarı Gazze beldesinde yaklaşık bir yıldır susmak dinmek bilmeyen sessiz çığlıklar var. Adeta kulakları sağır edercesine yüksek, yürekleri dağlayacak kadar hazin, içimizi yakacak kadar derin, derin çığlıklar var… Bu çığlıkları duymayacak kadar felç olan yüreklerimiz, ne yazıktır ki bir dirhemini dahi hissetmemekteyiz. Oysaki kendi çocuğumuzun en ufak bir yerine bir şey olduğunda, içi kan ağlar. Ama orda kolu kopan çocukların çığlığı anaların yüreğini dağlarken, o erkekler ağlamaz diyenleri bile şaşkına çevirecek kimsesiz her şeyini bir soykırım uğruna kaybeden aciz babanın çığlığını dahi duyar gibiyim… Kendi çocuğunu kendi elleriyle defnettiğinde o bir saniyelik kayboluşlarında yaşadığı korkuyu bile geri isteyen annenin çığlığı var. Küçükken matematik en sevdiğim ders diyen gencin 70 kilogram bir insan, matematiği karşısındaki şaşkınlığının çığlığı var… Peki hangimiz bu çığlıkları duyduk ? Hangimiz duydu da dönüp baktı ? Elbetteki bir çoğumuz baktı ama bazılarımız sadece baktı, sadece bazılarımız çaba gösterdi. Fiziksel olarak dokunamadığımız kardeşlerimize ancak kalbimizle dokunabildik. Bu çığlıklar sessiz çığlıklardı yeri geldi duymadık ama hissettik. Peki bu hissiyat yeter mi ? Bence yetmez çünkü bir tek hissiyatla kalp hüzünlenir. Eylem ve fiiliyat olursa, oyun bozulur ve insanlık yaşamış olur…. Aslında bu çığlıklar insanlığa karşı olan sessiz bir isyandır. Soykırımı yüzümüze ve kalbimize kazıyan çığlıklardır . Bu çığlıklar, Gazze deki çocukların, annelerin , babaların ve çiçeği burnunda olması gereken mezarında olan gençlerin yalnız çığlıklarıdır. Rabbim Teala cümle ümmeti Muhammed’in yar ve yardımcısı olsun…