Share

NEBİYE BARUTÇU: ‘ EKOLOJİK DENGE İÇİN PATİLİ DOSTLARIMIZIN SESİ OLALIM’

Beyaz Patili canlar Platformu Başkanı ve Basın Sözcüsü Nebiye Barutçu Sokak hayvanlarına yönelik gönüllü olarak önemli çalışmalar yapıyoruz. Sokaklarda yaşayan ayvanların beslenme, barınma ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamak için yaz ve kış aylarında yoğunlaşmış etkinlikler yapmayı arzu ediyoruz. Gönüllülerimiz, sokaklarda mama dağıtımı, su kapları yerleştirme ve sığınaklar inşa etme gibi faaliyetlerle, sokak hayvanlarının yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlıyorlar. Ayrıca, toplumu sokak hayvanları konusunda bilinçlendirmeye ve farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. 
Sokak hayvanları yasası maddeleri 2024 son gelişmeler ile takip ediliyor. AK Parti’nin sokak hayvanlarına yönelik kanun teklifi hazırlıkları devam ederken, sokak hayvanları uyutulacak mı? sorusu gündemde tartışılıyor.
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununda belirtildiği üzere, Bu Kanunun amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır.
Sokak Hayvanlarını Koruma Yasası sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri oldu. Başıboş sokak hayvanlarıyla ilgili yeni yasa teklifinin içeriğini değerlendiren aralarında ünlü isimlerinde bulunduğu binlerce kişi paylaşımda bulunuyor. Herkesin kafasında çıkacak yasada hangi maddeler yer alıyor?
Beyaz Patili Canlar Platformu Başkanı ve Basın Sözcüsü Nebiye Barutçu yaptığı açıklamada: ‘ Patili dostlarımız için kamuoyunda çeşitli açıklamalar yapılıyor. 30 gün içerisinde sahiplendirilmeyen sokak köpeklerinin uyutulmasını kapsayan yasa taslağı üzerindeki çalışmaların sürdüğünü medyadan izliyoruz.  Veterinerler, meslektaşlarından kimsenin bile isteye hayvan öldürmeyeceğini savunurken, Veteriner Hekimler Odası, zorlamaya maruz kalacak veterinerlerin hukuken yanında olacaklarını söylüyor.
KAMUOYU ŞU HUSUSLARI MERAK EDİYOR: 
“Hayvanları nasıl uyutmayı düşünüyorlar?Amerika’daki gibi yüzlerce hayvanları vahşice gaz odalarına mı tıkacaklar?Yoksa her hayvanı teker teker yakalayıp itlaf mı edecekler?Teker teker yakalanacaksa kısırlaştıralım geri salalım.
Veteriner hekimlerimizin duyarlılığı karşısında minnettarız.
Nitekim yaptıkları açıklamada: ‘Bunca hayvanın öldürülmesi serbest çalışan veteriner hekimlere yıkılacaksa şayet; biz yemin ederken hayvanı yaşatmak için yemin ettik, öldürmek için yemin etmedik.”
Ankara’da veterinerlik yapan İlker beyin, üzerinde çalışılan ve sokak hayvanlarının bir kısmını uyutmayı kapsayan yasa taslağı çalışmalarına isyanı bunlar.
25 yıllık meslek hayatında uyutmak zorunda kaldığı hayvan sayısının 10’u geçmediğini söylüyor ve ekliyor:
“Hangi durumlarda ötenaziye başvurmak zorunda kalıyoruz? Örneğin hayvan kanserdir. Acı çekiyordur, yapılacak hiçbir şey kalmamıştır. Uyutmak, o hayvanın acısına son vermek için yapılan bir işlemdir. Hatta bazı hekimler ‘Ben bunu yapamam, bunu yapacak başka kliniğe götürün’ dâhi der.”
“Belediyelerde çalışan meslektaşlarımız da hayvanları kurtarmak için çabalıyorlar” diyen tecrübeli hekim siyasilerin konuşurken sanki “öldürmek bedavaymış” gibi konuşmalarını eleştiriyor:
“Birincisi bir canlının hayatının maddi bir karşılığı olamaz. İkincisi şayet konu maliyetlerse hayvanı yakalamak için de yine aynı para harcanacak. Uyutma operasyonu da kısırlaştırma operasyonuyla aynı fiyata denk geliyor zaten.”
Ankara Veteriner Hekimler Odası Başkanı Ahmet Baydın da “Biz eğitimimiz yaşatmak üzerine alıyoruz, öldürmek üzerine almıyoruz” diyor.
Hiçbir veterinerin uyutma işlemini zorla yapmayacağını aktaran Baydın, “Zorlandıkları takdirde, gerek Türk Veteriner Hekimler Birliği gerekse bölge odalarımız olarak biz meslektaşlarımızın hem manevi hem de hukuksal olarak sonuna kadar yanlarındayız” diyor.
Mancacılardan Hayırsız Ada’ya…
Yerkürenin tarihi her ne kadar insan ve hayvanın hayatta kalma mücadelesi üzerine yazılmış olsa da konu, hayvanlarla birlikte yaşamak olunca, Anadolu insanı için yazılmış sayfalar genelde örnek hikayelerle dolu.
1800’lerin ikinci yarısında İngiltere parlamentosunda atlara iyi davranılması hakkında sunulan bir yasa tasarısı “yakında sıra eşeklere, kedi köpeklere gelecek” sözleriyle kahkahalar eşliğinde reddedilirken, Sultan Abdülmecid, Osmanlı’da atların cuma günü çalıştırılmaması, dinlenmesi emrini veriyordu.
İhtiyaç sahibi insanlara aşevleri açan Osmanlı, hayvanların bakımı için ise “mancacıları” görevlendirmişti. Kelime kökü, İtalyanca “yemek” anlamına gelen “mangiare”den gelen mancacıların görevi sokak hayvanlarını beslemekti.
Batı ülkelerinden Anadolu’ya gelen seyyahlarının hemen hepsinin kalemi, bilhassa İstanbul’da insanların, sokak hayvanları ile nasıl uyumlu şekilde yaşadıklarını yazardı.
1800’lü yılların sonlarından 1900’lü yılların başlarına kadar İstanbul’da yaşayan Fransız doktor Paul de Régla, Müslümanların köpekleri evlerine sokmadıklarını ve onları okşamadıklarını, ama özgürlüklerine saygı gösterdiklerini, onlara hiçbir zaman vurmadıklarını, sofra artıklarıyla beslediklerini, oysa Hıristiyanların sadece zaman geçirmek için onlara eziyet ettiğini anlatır

You may also like...