Share

IYAZ ÇİMEN ‘TRAFİK SİGORTASINDA YENİ DÖNEM’ KONUSUNDA UYARDI

Türkiye’de yıllık yaklaşık 2 milyon ikinci el aracın el değiştirdiği bir ortamda, Anayasa Mahkemesi tarafından alınan yeni karar, ikinci el araç alımında Zorunlu Trafik Sigortası işlemini köklü bir şekilde değiştiriyor. 5 Aralık 2024 itibariyle geçerli olacak düzenleme ile, ikinci el araç alımında Zorunlu Trafik Sigortası yaptırma için tanınan 15 günlük süre kaldırılıyor. Daha önceleri Karayolları Trafik Kanunu’na göre 2.el araç satın alındığında araç sahibine trafik sigortasını yaptırması için 15 günlük bir süre veriliyordu. Aracı yeni alan kişi 15 gün içinde trafik sigortası yaptırmasa da aracın eski sahibinin trafik sigortasından faydalanabiliyordu. Bu süre içinde aracın yeni sahibinin bir kazaya karışması halinde eski sahibinin trafik sigortasına rücû edildiği için, eski sahibinin poliçesinde hasar dosyası oluşuyor ve hasarsızlık kademesi bozuluyordu. Anayasa mahkemesi bu durumu Anayasa’ya aykırı bularak 15 günlük sürenin kaldırılmasını kararlaştırdı. Buna göre  uygulama 5 Aralık 2024 itibariyle başlayacak. Yapılan yeni düzenlemeyle 5 Aralık 2024 ve sonrasında satın alınan 2.el araçlarda araç sahibinin trafik sigortasını beklemeden hemen yaptırması gerekiyor. Bunun yanı sıra Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan 2.el araçların sigorta yaptırma süresiyle ilgili 1 ay olma koşulunun devreye girme ihtimalinin de göz önünde bulundurularak bu durumun bir karışıklığa neden olmaması için  bir düzenleme daha yapılacağını söylemek mümkün.
Yeni Uygulama Nasıl İşleyecek?
Yeni düzenlemeye göre, ikinci el araç satın alan kişiler, araçlarını aldıktan hemen sonra Zorunlu Trafik Sigortası yaptırmak zorunda olacaklar. Önceden, 15 gün içinde sigorta yaptırmayan araç sahipleri, eski sahibinin sigortasından faydalanabiliyorlardı. Ancak bu durum, eski sahibinin poliçesinde hasar dosyası açılmasına ve hasarsızlık kademesinin bozulmasına yol açıyordu. Anayasa Mahkemesi, bu uygulamanın Anayasa’ya aykırı olduğuna karar verdi ve 15 günlük süreyi kaldırma kararı aldı.
 Ticaret Kanunu’nda Olabilecek Değişiklikler
Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan ve ikinci el araçların sigorta yaptırma süresini belirleyen 1 aylık sürenin de devreye girmesi ihtimali göz önünde bulundurularak, bu sürecin herhangi bir karışıklığa yol açmaması için ek bir düzenleme yapılması bekleniyor.
Anayasa Mahkemesi (AYM), zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortasında, tazminat borcu ile ilgili genel şartları belirleme yetkisini, yürütmeye yetki veren bazı kuralları Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmişti.
AYM, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda zorunlu mali sorumluluk sigortasını konu alan maddelerdeki ‘genel şartlar’ ibaresiyle ilgili kuralları Anayasa’ya aykırı bularak iptaline karar vermişti. Mahkemenin gerekçeli kararı Resmi Gazetede yayımlanmıştı. Zorunlu mali sorumluluk sigortası (trafik sigortası) ile, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere verilen zararda doğacak tazminatın sigorta teminat limiti dahilinde ödenmesinin teminat altına aldığını hatırlatan AYM, itiraz konusu kuralların sigorta şirketinin bu borcunun kapsamının ne şekilde belirleneceğini düzenlediğine dikkat çekmişti.İtiraz konusu kurallarda sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamının düzenlenmediği ve bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan ‘genel şartlar’ ile belirlendiği vurgulanırken, gerekçeli kararda “Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla sözleşmenin içeriğine yönelik sınırlama öngören kurallar kanunilik ölçütü yönünden Anayasa’nın 13 ve 48’inci maddelerine aykırıdır” denildi.
Mahkeme, itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Sigorta şirketinin borcunun kapsamının, itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlarda belirlendiğini vurgulayan AYM, “Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine, buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir” tespitinde bulundu.
Gerekçeli kararda, 6098 sayılı kanuna göre zarar olarak nitelendirilen hususların genel şartlarda zarar olarak nitelendirilmemiş olması halinde, işletenin tazminat borcunun kapsamı ile sigorta şirketinin bu borcu teminat altına alması gereken tazminat sorumluluğunun kapsamının farklı olacağının altı çizilerek “Bu durumun ise geçek zararın karşılanmamasına yol açacağı, dolayısıyla işleten ile zarar gören kişi aleyhine sonuç doğuracağı açıktır. İşleten, sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen, sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan, zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise, ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması halinde tazmin edilebilecektir. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 5, 13, 17, 35 ve 48’inci maddelerine aykırıdır” denildi.

You may also like...