Share

ERGENLİKTE ARKADAŞ SEÇİMİ

SEÇİMLERİMİZ KADERİMİZDİR. Narkotik şubede görev yaparken ifade aldığım gençlere sorduğum ilk soru şu idi: Maddeyi kimden aldın? Aldığım cevap hep aynı olurdu.’ En yakın arkadaşım verdi’ Zaten yabancı birisi tanımadığı birisine zehir satmaz. Çünkü cezası yirmi yıldan başlayan bir suçta kimse kendini ateşe atmazdı. Kıssadan hisse.  Bağımlılığa giden yol arkadaştan geçiyor. Seçimlerinizin bedelini sadece siz ödersiniz Seçimlerimiz hayatımızın akışını belirliyor.Bu ister arkadaş, isterse çevre seçimi olsun. Fark etmiyor. Tercihlerimiz yaşantımızın yönünü belirliyor. Ergenlik ya da çocukluk döneminde bizi kuşatan insanların yaşam kalitesi de kuşkusuz kendi hayat kalitemizin yönünü çiziyor. Okuyucumuz bir bağımlının günlüğünden alıntılar yaparak bizimle paylaşmış. İşte o günlük: ‘ Ağabey dediğim insanların beni çarşaf ( esrar kâğıdı ) almaya yollamaya başlamalarıyla uyuşturucu ile tanıştım. Zamanla ben de onlara özenerek içmeye başladım. Beni sürekli aracı gibi kullanmaya başlamışlardı. Sürekli bir trafik halindeydim. Şimdi anlıyorum ki kendilerini riske etmemek için hep beni kullanmışlar ve de buna ben izin vermiştim. Ama artık içtiğim bana yetmiyordu, annem ve babam ben yedi yaşında iken ayrılmışlardı. O yüzden kopuk bir aile hayatım vardı. Her yola çekilmeye müsait bir insandım ve uyuşturucu yoluna çekilmiştim. Günler böyle geçip gidiyordu. Xxxx diye yeni bir uyuşturucu semtimizde türemişti. Ne hikmetse herkes bu maddeyi içmeye başlamıştı. Üzerinde dans eden insan figürleri olan ve xxxx yazan 5 gramlık paketlerde gördüm bu maddeyi. Artık uyuşturucu müptelası olmuştum adeta. Sürekli içiyordum hiç ayık gezmiyordum. O zamanlar mezarlıkta içiyorduk  bu illeti ve bir aralar mezarlık evim gibi olmuştu. Gece gündüz orada kalıyordum. Bir gün torbacıdan dönerken üç arkadaş Yunus Polislerinin çevirmesi üzerine üstümdeki uyuşturucu maddeyi yere atmıştım ama yakalanmıştık. Arkadaşlarım benim aile durumumu bildikleri için suçu tek başıma üstlenmemi istemişlerdi. Ben de o anki psikolojimle bu öneriyi kabul etmiştim. Böylelikle adli sicilim bozulmuştu. O gece nezarette yattıktan sonra sabah Adliyeden denetimli serbestlik kararı ile salıverilmiştim. Eve gittiğimde evde sadece kız kardeşim vardı. Uyuşturucu alacak param yoktu. Uyuşturucu içmeden de duramıyordum. Annemin odasına girdiğimde kira parasının yerini biliyordum. Hemen kira  parasını patlattığım gibi evden çıkıp torbacıya gitmiştim. 5 paket Bonzai alıp arkadaşlarla birlikte mezarlıkta adeta uyuşturucu partisi vermiştik. En son kendime geldiğimde artık gidebilecek bir evim de yoktu. Direk torbacının evine gidip bir paket borca madde almıştım. Ve satmaya başladım. Hem içinden içimliğimi çıkarıyordum hem de torbacının parasını. Günler böyle gelip geçiyordu. Askerlik çağım gelmişti ve ben hala orda burda kalıyordum. Her gün madde içiyordum. Birgün dolabımda yapılan aramada 75 gram kubar  esrar ele geçirilmişti. Bölük komutanımız ifadelerimizi alıp bizleri  mahkemeye sevk etmişti. İfadelerimizi verdikten sonra ben xxxxxx Askeri Hastanesi  ‘ ne  ( Psikiyatr bölümüne ) sevkimi istemiştim. Psikiyatr bölümüne gittiğimde konuştuğum  psikiyatr benim söylediklerime inanarak Ankara Gata ‘ ya sevkimin uygun olduğunu söyledi. Gata ‘ ya gittikten sonra bana 3 kutu ilaç yazarak birliğime sevk etti beni.  Ankara ‘dan birliğime dönmeyerek firar ettim. İstanbul ‘ a döndüğümde yine uyuşturucu içmeye devam ettim. Boş bir dükkânda kalmaya başlamıştım. Bir hafta öyle yaşayarak en sonunda dibe vurmuştum. Çünkü askerden firar etmiştim, ailemle görüşmüyordum, sokakta kalıyordum ve en kötüsü hiçbir şeyin artık düzelmeyeceğini düşünüyordum. O gece psikiyatrın verdiği 3 kutu ilacı içerek ve de üstüne alkol, uyuşturucu madde kullanarak orada öylece bayılmışım. Dükkân sahibi benim askere teslim olacağımı  zannediyordu. Beni uyandırmaya gelmiş, uyandıramayınca beni kendi arabasına bindirerek Haydarpaşa  Gata ‘ ya götürmüş. Orada iki gün yoğun bakımda kaldıktan sonra kendime geldiğimde hemşireyi gördüm ve ona  akşam mı oldu diye sorduğumda o da ‘’ iki gündür yoğun bakımdasın ‘’ demişti. Kendime geldiğimde hemen beni kapalı psikiyatri bölümüne yatırdılar. Burada 23 gün ilaç tedavisi görmüştüm ve bunun sonucunda yıllar önce konulan teşhisin aynısını koymuşlardı. Anti sosyal kişilik bozukluğu ve anksiyete bozukluğu teşhisi konulmuştu. Yine ilaç yazarak 45 gün hava değişimi vermişlerdi. Ben semtime geri gelmiştim ve çıktığım gibi yine uyuşturucu madde içmeye başlamıştım.45 günüde böyle geçirdikten sonra hastanede geçirdiğim günleri de askerlikten saydıkları için çok az bir süre askerliğim kalmıştı ve ben bunu Üsküdar askerlik şubesine imza vererek tamamlayıp teskere belgemi almıştım. Mahkemeler devam ediyordu. Askerliğim bittikten sonrada hayatımda hiç bir şey değişmemişti ben hala aynı şekilde yaşantıma devam ediyordum orada burada kalıyordum. Sürekli uyuşturucu madde kullanıyordum hep günlerim böyle geçti. Bir gün gerçekten ne olacağını düşünüyordum. Nereye kadar böyle gidecekti. Semtimizde uyuşturucudan ölümler çok artmıştı ve bu beni de ürkütüyordu. Bırakmak istiyordum ama bırakamıyordum. Bir gün eve gidip annemle konuştum. Bırakmak istediğimi ama bırakamadığımı ona da söyledim ve bana sarılıp ağlamaya başladığında bunu gerçekten bırakmam gerek diye düşündüm. Annem de bana bir  öneride bulundu yardım alalım dedi. Bende bunu kabul ettim ama içmediğim zaman uyuşturucunun yoksunluğunu yaşıyordum. Annem ertesi gün Üsküdar belediyesine gittiğinde yaşam ve gençlik merkezi adı altında uyuşturucuyla mücadele eden bir birim olduğunu öğrenmiş ve oranın numarasını alıp gelmişti. Evde telefonla konuştuktan sonra yarın beni beklediklerini ve oraya gitmemi istemişti. Ben ilk başta biraz tereddüt ettikten sonra oraya gitmeye karar vermiştim. Ertesi gün sabah kalkıp oraya doğru yola çıkmıştım gittiğimde üzerimde uyuşturucunun vermiş olduğu korku vardı. Gittiğimde yoksunluk yaşıyordum çünkü o gün uyuşturucu içmemiştim oraya vardığımda aşırı derecede terliyordum ve içeri girdiğimde beni barış adında benden yaşça büyük bir abi karşılamıştı içeri girdiğim gibi telefonda Bölüm başkanı abiyle görüşmüştüm. O da şu an orada olmadığını sakin olup oturmamı istemişti. Çünkü halimden hiç de sakin olmadığım belli oluyordu. Sakinleştikten sonra benimle sohbet etmeye başladı. İlk defa bir  insan beni dışlamıyordu o kadar sıcakkanlı davranıyordu ki, ailemden bile daha yakın davranıyordu bana. Onunla sohbet ettikten sonra bayan bir psikiyatrla konuştum ve bu bana iyi gelmişti. Daha sonra burada maddeyi terk etmiş olan arkadaşları gördüğüm zaman azmim daha çok arttı (demek ki bu madde bırakılıyormuş). Ertesi gün Amatem’e belediyenin tahsis etmiş olduğu araçla xxx ve xxxx abinin eşliğinde hastaneye gittik. Gençlik ve yaşam merkezinde doldurmuş olduğum formu doktora verdik. Bunun üzerine psikiyatrla yapmış olduğum görüşme sonucu bana maddeyi bırakmamda yardımcı olacak ilaçlar ve tavsiyelerde bulundu. 15 gün sonra kontrol için gün verdi. Sonra merkeze döndüğümüzde içimde yaşam sevgisi hayata bakış şeklim daha çok değişmişti ve hayata daha çok bağlanmak istiyordum. Şuanda kullanmakta olduğum ilaçlar yoksunluk dönemimi atlatmakta yardımcı oldu. Şimdi kendi isteğimle her gün merkeze gidiyorum ve ağabeylerimden Allah razı olsun. Hepsi de çok iyi insanlar ve her konuda yardımcı oluyorlar. Şuan itibari ile eski sağlığıma az da olsa kavuşmuş durumdayım. Tedavim hala devam etmekte ve maddesiz bir yaşamın daha kaliteli olduğunun  farkındayım.’ Özetle: Seçimlerimiz hayatımızın akışını belirliyor. Bu ister arkadaş, isterse çevre seçimi olsun. Fark etmiyor. Tercihlerimiz yaşantımızın yönünü belirliyor. Ergenlik ya da çocukluk döneminde etrafımızdaki insanların yaşam kalitesi de kuşkusuz kendi hayat kalitemizin yönünü çiziyor.                                                       

You may also like...