AVUKAT IYAZ ÇİMEN ‘İŞYERİNDE DEDİKODU VE YAPTIRIMLARI’ HAKKINDA AÇIKLAMALARDA BULUNDU
Avukat Iyaz Çimen ‘işyerinde dedikodu ve iftira’ hakkında değerlendirmelerde bulundu. İş Kanunu’nun, işçinin haklarını koruduğu kadar işverenin de haklarını koruduğunu belirten Çimen, işyerinde dedikodu ve iftiranın tazminatsız kovulma sebebi olduğunu hatırlatarak çalışanların bu konuda dikkatli olmaları gerektiğini işaret ediyor.
Geçtiğimiz günlerde Yargıtayın yayımladığı karar bu konuda emsal niteliğinde. “İşyerinde dedikodu yaparak mesai arkadaşlarını birbirine düşürdüğü gerekçesiyle” tazminatsız işten atılan bekçiyi haksız buldu. Dedikodu ve iftira tazminatsız kovulma sebebi oldu.
Bursa’da faaliyet gösteren bir firma, gece bekçisi olarak çalışan işçisini, dedikodu yaptığı ve iftira atarak mesai arkadaşlarını birbirine düşürdüğü gerekçesiyle tazminatsız olarak işten çıkarılıyor. Bunun üzerine iş mahkemesine başvuran bekçi, firmadan kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücretlerini talep ediyor.
Firma avukatları ise bekçinin işini, doğruluk ve dürüstlük kurallarına uygun yapmadığını, iftiralarla ve dedikodu yaparak işçileri birbirine düşürdüğünü, sözlü uyarılara rağmen bu davranışlarını değiştirmediğini, bu nedenle de sözleşmesinin feshedildiğini öne sürerek davanın reddedilmesini talep ediyor. Mahkeme ise davanın kısmen kabulüne karar veriyor. Bunun üzerine hem bekçi hem de firma kararı temyiz ediyor. İtirazları değerlendiren Yargıtay 9’uncu Hukuk Dairesi ise kararı sadece mesai saatlerinin hesaplanması yönünde bozarken, bekçinin dedikodu yaparak arkadaşlarını birbirine düşürdüğü için tazminatsız işten çıkarılmasını yerinde buluyor.
Bu karar, iş dünyasında benzer durumlar için emsal nitelikte olmasıyla dikkat çekiyor. İşverenler ve işçiler arasındaki anlaşmazlıklarda doğru şekilde hareket etmek ve yasalara uygun davranmak her zaman önemlidir. Bu karar, işçilerin haklarını koruma konusundaki yasal bir dayanak olarak görülebilir.
İş Kanunu, işçinin haklarını koruduğu kadar işverenin de haklarını korur. İşverenin belirli veya belirsiz süreli iş sözleşmelerini bildirimsiz fesih hakkı bulunuyor. Bu fesih türü, İş Kanunu’nda belirtilen haklı nedenlerin ortaya çıkması durumunda işverenin sözleşmeyi sona erdirmesi olarak karşımıza çıkıyor. (4857 sayılı İş Kanunu – Madde 25) İş sözleşmesini bildirimsiz olarak feshedilmesi demek, iş sözleşmesinin derhal sona ermesi anlamına geliyor.
Bildirimsiz fesih ismiyle de anılan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinde düzenlenmiş olan İşverenin Haklı Nedenle Derhal Feshi”, işçi ve işverenin artık bir arada çalışamayacağı durumların ortaya çıkması ile oluşabilecek bir fesih türü. Bu feshin gerçekleşmesi için işverenin feshin gerekçesini 25. maddede sayılan nedenlerden birine dayandırması gerekiyor. Ayrıca geçerli olabilmesi için fesih usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmeli.
İşverenin haklı nedenle derhal feshi için;
I. Sağlık Nedenleri;
II. Ahlak ve İyi Niyete Kurallarına Uymayan Haller ve Benzerleri
III. Zorlayıcı Sebepler
IV. Tutukluluk
Başlıkları altında nedenler sıralanıyor. Bir iş sözleşmesinin “II-Ahlak ve İyi Niyete Uymayan Haller” başlığındaki sebeplerden dolayı feshi, kıdem tazminatı hakkını da ortadan kaldırıyor. Ancak diğer başlıklardan kaynaklanan bir sebepte, işçinin kıdem tazminatı hakkı bulunuyor.
Haklı nedenle feshi gerçekleştirebilmek için, olayın üzerinden 1 yıldan fazla zaman geçmemesi gerekiyor. Örneğin 2 yıl önce gerçekleşmiş bir olay duyulduğunda derhal fesih imkânı oluşmuyor. Ancak bunun istisnası, işçinin olaydan maddi çıkar sağladığı durumlarda olabiliyor. Örneğin, bir işçinin satışını yaptığı ürünü işvereninden habersiz kendi hesabına geçirmesi derhal fesih nedeni oluyor. Üzerinden geçen süre 1 yıldan fazla da olsa işverenin derhal fesih hakkı devam ediyor.
Derhal fesih hakkı için dikkat edilmesi gereken bir diğer durum da, olayın öğrenilmesinden sonra geçen süre. Fesih yetkisi olan kişinin, haklı nedenle feshi gerektiren olayı öğrenmesini takip eden 6 iş günü içinde iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshi yetkisi bulunuyor.
İşçinin ahlak ve iyi niyete uymayan davranışlarından biri de iş yerinin düzenini bozucu davranışlar oluşturuyor. İşçinin işverenin bir başka işçisine sataşması, taciz etmesi, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları, görevini kötüye kullanması iş sözleşmesini haklı feshini doğuracak ahlak ve iyi niyete uymayan sebepler olarak göze çarpıyor.
Son dönemde yaşanan bir olay ve Yargıtay’ın kararı diğer birçok olay için emsal niteliği taşıyor. Bir şirketin bölge müdürü olarak çalışan kişi, iş yerinde yaşanan olayları çalışanların eşlerine iletiyor. İddiaya göre, bahsi geçen çalışan bu davranışları sergilerken şirket imkânlarından faydalanarak şirket hattından mesaj gönderiyor. Bölge Müdürünün bu davranışı şirket içerisinde huzursuzluk yaşanmasına sebep olduğu için kendisinin işine haklı nedenle derhal fesihle son veriliyor. İşine son verilen Bölge Müdürü feshin haksız ve hukuka aykırı olduğunu iddia ederek işe iade davası açıyor. İş Mahkemesi olayın ispat edilemediğini ileri sürerek işe iade istemini kabul etti. İşveren ise kararı temyiz etti. Yargıtay kanıt olarak sunulan mesajlara dikkat çekerek İş Mahkemesi’nin kararını bozarak feshin geçerli olduğuna karar verdi.
İş Kanunu’nda bildirimsiz olarak feshin haklı nedenleri sıralanırken dedikodu yapılmasından açıkça bahsedilmese de Madde 25/II b ve d bentlerinde bu konuya değinme. “b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.” “d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi.” haklı nedenlerin söz konusu olması durumunda, işveren İş Sözleşmesi’ni bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshetme hakkına sahip olmakta.