AVUKAT IYAZ ÇİMEN ‘ DNA TESTİ VE BABALIK DAVASI’NI DEĞERLENDİRDİ
Avukat Iyaz Çimen, kamuoyunda tanınan ünlü bir gazeteci hakkında açılana babalık davası hakkında açıklamalarda bulundu. Babalık davası, evlilik dışında doğmuş olan çocuğun biyolojik babası tarafından tanınmaması durumunda, çocuk ile baba arasında soy bağının mahkemece kurulmasını sağlar. İşbu dava ana veya çocuk tarafından babaya, baba ölmüş ise mirasçılarına karşı açılır. Babalık davasında yetkili mahkeme, davacı ya da davalının dava ya da doğumun gerçekleştiği tarihteki yerleşim yeridir. Görevli mahkeme ise aile mahkemesidir.
İşbu davada babalık hükmü kurulabilmesi için çocuk ile baba arasında biyolojik arasında biyolojik bağ olduğunun tespit edilmesi gerekir. Günümüz teknolojik gelişmeleri ile biyolojik bağın var olup olmadığı DNA testi ile tespit edilebilmektedir.
Çocuk evlilik birliği içerisinde doğmuş ise karine olarak çocuğun babası koca sayılır. Babalık karinesi çocuğun doğumundan 300 gün ila 180 gün arasında anne ile cinsel ilişkide bulunmuş kimseleri kapsamaktadır. Olası şüphelerin varlığı halinde tarafların iddialarını ispatlayabilmesi için DNA testi büyük öneme sahiptir.
Bilimsel ve teknolojik gelişmelerle birlikte vücudumuzu ve onu oluşturan hücre adını verdiğimiz yapıtaşları hakkında daha fazla bilgi elde edilmektedir. Tespit edilen biyolojik mekanizmalar ve moleküller sağlık sorunlarına yönelik yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini sağlarken hem tıp biliminde hem de yaşamın diğer alanlarında yeni uygulamaların önünü açmaktadır. Bahsedilen bu teknolojik gelişmelerin önemli bir kısmı genetik alanında yaşanmaktadır. Günümüzde genetik bilimindeki imkanlar sayesinde tanımlanan ve yaygınlıkla kullanılan yöntemlerden biri DNA testidir.
DNA Testi Nedir?
Deoksiribonükleik asit veya kısaca DNA, vücudumuzu oluşturan yapıtaşlarımız hücrelerimizin içinde yer alan ve bize ait tüm özelliklerin şifrelendiği genetik kodumuzu meydana getiren biyolojik yapılardır. DNA’yı meydana getiren nükleik asit adlı yapıtaşların belirli kombinasyonlarla meydana getirdiği kodlara gen adı verilir. Genler; göz rengi, boy uzunluğu, saç şekli veya kalp hastalıklarına yakalanma yatkınlığı gibi vücudun tüm özelliklerini tayin eden, kişiye özel kodlamalardır. Maruz kalınan çevresel etkenlerin de etkisiyle kişisel özelliklerimiz şekillenir ve vücudumuz ona göre yaşamını sürdürür.
Günümüzde geliştirilen genetik yöntemler sayesinde genler ve genleri oluşturan DNA molekülleri detaylı olarak incelenebilir ve kişilik özelliklerini oluşturan genetik kodlar ortaya konabilir. Bu sayede parmak izi gibi kişiye özel biyolojik kimlik özelliklerine ek olarak kişilerin kimlik doğrulaması yapılabildiği gibi belirli sağlık sorunlarının varlığı araştırılabilir veya kişilerin rahatsızlıklara yakalanma riski belirlenebilir. DNA testleri klinikte özellikle genetik temelli hastalıkların tanısının konulmasında yaygın olarak kullanılır.
DNA Testi Neden Yapılır?
Genlerimiz vücudun tüm özelliklerinde olduğu gibi, sağlık özelliklerini de kodlar. Yani, bağışıklık sisteminin etkinliğinden damar yapılarına, cildin dayanıklılığından beyin fonksiyonlarına kadar biyolojik temelli sağlığı ilgilendiren özellikler genler yoluyla gelişir. Doğuştan gelen sebepler veya sonradan oluşan mutasyon gibi genetik dizilimde değişimlere yol açan etkenler nedeniyle bazı genlerin zarar görmesi veya hatalı hale gelmesi sonucu çeşitli sağlık sorunları oluşabilir. Genetik hastalıklar olarak da bilinen bu hastalık grubunda vücudun belirli bir bölgesinde veya tamamında değişim ve rahatsızlıklar gelişebilir.
Genetik hastalıkların tanısı konulurken klinik belirti ve bulguların bütün olarak değerlendirilmesi önemli olsa da kesin tanı konulabilmesi DNA dizilimindeki sorunlu genin tespit edilmesine bağlıdır. DNA testi sayesinde genetik dizilimdeki sorunlar veya eksiklikler tespit edilebilir. Bu sayede henüz erken yaştaki veya anne karnındaki çocuklarda tespit edilen hastalıkların doğru tedavi ve yönetimi sağlanabilir ve böylelikle ebeveynlere sonraki gebeliklere yönelik danışmanlık hizmeti verilebilir.
Genetik dizilimlerinde hastalığa yol açabilecek genler barındırdığı tespit edilen kişiler genetik taşıyıcı olarak tanımlanır. Taşıyıcı durumundaki kişiler, kendileriyle benzer genlere sahip kişilerle çocuk sahibi olduklarında, genetik hastalığa sahip çocukların dünyaya gelme ihtimali yükselir. Bu nedenle DNA testleri ile öncesinde taşıyıcı olduğu belirlenen kişilere genetik danışmanlık hizmeti verilerek, genetik hastalıkları olan bir çocuk sahibi olma riski hakkında bilgilendirme yapılabilir veya evlilik öncesinde çiftlere genetik tarama testleri yapılarak bu yönden risk değerlendirmesi uygulanabilir. Riskli bulunan bireylerde tüp bebek gibi genetik hastalık açısından daha güvenli olabilecek alternatif çocuk sahibi olma yöntemleri önerilebilir.
Bunun yanında adli vaka özelliğindeki koşullarda elde edilen biyolojik örneğin belirli bir kimlikle ilişkisinin veya kalıtsallığının belirlenmesinde de DNA testinden yararlanılabilir. Anne ve babaya ait genetik dizlimler sonraki nesillere aktarılır. Anneden ve babadan gelen belirli genlerin kombinasyonları sonucunda; benzer genlere sahip, tamamen özgün ve bağımsız yeni bir genetik dizilime sahip çocuklar doğar. DNA testi sayesinde adli durumlarda bir biyolojik materyalin, daha önce örnek alınmış kişilerden hangisine ait olduğu tespit edilebilir veya ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişkinin tespit edilmesinin gerektiği durumlarda da değerli veriler sunabilir.
Genetik testler bazı hastalıkların tedavi planının hazırlanmasında da önemli veriler sunabilir. Kanser hastalığı temelde genetik sebeplerle ortaya çıkan bir sağlık sorunu olduğundan, hastalardan elde edilen kanser dokularının gen analizlerinin yapılması ile kanser tedavisinde hedeflenebilecek maddeler tespit edilebilir ve hedefe yönelik akıllı ilaç tedavileri uygulanabilir. Yine genetik analizler hastalarda kanserin ne derece şiddetli seyir gösterebileceği, olası komplikasyonlar ve kanser alt tipleri hakkında önemli bilgiler verebilir.
DNA Testi Nasıl Yapılır?
DNA testinde; hedeflenen belirli gen dizilimlerinin, incelenen materyale ait DNA diziliminde var olup olmadığı belirlenir. Bu anlamda spesifik bir hastalıkla ilişkisi olduğu yapılan bilimsel çalışmalarla tespit edilmiş genetik dizilimlerin incelenmesi ile hastalık tanısı hakkında önemli bilgiler elde edilebilir. DNA testinde araştırılan materyalde yer alan hücrelerin DNA’ları özel yöntemlerle saflaştırılır. Sonrasında enzim ve kimyasallar ile dizilim açısından araştırılmaya uygun hale getirilen DNA örneğinde belirli bir genin kopyalarının oluşturulması için gen üretici enzimlerden yararlanılır. Enzimler araştırılan genle birebir uyumlu kopyalar üretir ve kopyalar çeşitli aşamalar vasıtasıyla tespit edilir.
Eğer hedeflenen gen DNA’da yer almıyorsa bahsedilen kopyalar tespit edilemez ve bu sayede hastada genin yokluğu veya mutasyon sonucunda yapısının değiştiği yönünden bir yorum yapılabilir. Çeşitli cihazlar yardımıyla hedeflenen genlerin DNA dizilimi de ortaya konabilir. Sonuçta tüm bu çalışmalar ışığında araştırılan materyalde hedeflenen genin varlığı veya yokluğu, mutasyona uğrayıp uğramadığı ve dizilimi hakkında detaylı inceleme yapılabilir.
Genetik testler küçük çapta yalnızca belirli bir gen üzerinde yapılabileceği gibi kromozom adı verilen geniş genetik yapılar boyunca büyük çaplı olarak da yapılabilir. Kromozom sayısında değişim olan Down sendromu ve Turner sendromu gibi hastalıklarda veya kromozom yapısının değiştiği lösemide kromozom analizinin yapılması tanı ve tedavi anlamında çok önemli veriler verebilir. Yapılan bilimsel araştırmalar sayesinde yakın gelecekte gen seviyesinde tedavi yöntemlerinin sayısının ve etkinliğinin artacağı öngörülmektedir. Gen terapisi olarak da bilinen bu tedavi yöntemleri ile genetik hastalıkların tedavi edilebilmesi ve genetik temelli sağlık sorunlarında daha etkili tedavi uygulamalarının hayata geçirilmesi beklenmektedir. Gen terapileri öncesinde hastaların değerlendirilmesi ise bahsedilen DNA testleri ile mümkün olacaktır.
Ülkemizde DNA testleri; İstanbul, Ankara, İzmir ve Trabzon’da olmak üzere 4 şehirdeki Adli Tıp Kurumları’nda yapılıyor. Çok bilinmeyen, genetik olarak farklı olan iki hücre grubunun aynı organizmada bulunması durumu olan kimerizm vakaları var, yani bir bedende 3 farklı DNA bulunması.Günümüzde DNA örnekleri genellikle ağız içi sürüntü, tükürük yoluyla kulak çubuğu gibi bir materyale yapılıyor. Kimerizm vakasında; ağız içi farklı, kan farklı, kıl ve doku farklı sonuçlar veriyor. Böyle şüpheli durumlarda en az 3 bölgeden DNA örneği almak gerekiyor. Yine kanser, ilik nakli vs. gibi yoğun kan nakli yapılan hastalarda DNA sonuçları farklı çıkabiliyor.
DNA örneklerinin, tek yetkili Adli Tıp Kurumları’nda uzman biyologlar eşliğinde, fotoğraf, parmak izi, imza, video çekimi gibi güvenlik önlemleriyle beraber alınması gerekiyor. Ayrıca örnek alımı sırasında taraf vekillerinin hazır bulunması önemli. Ancak babalık davalarının çok artması sonucu uygulamada mahkemeler, fotoğrafsız, kola mühür vurmadan tarafları Adli Tıp Kurumu’na yolluyor.
Adli Tıp Kurumları’nda bile sahte kimlik vs. vakaları yaşanıyor. Ancak Adli Tıp Kurumları çok tecrübeli. Vatandaşlar müsterih olsun. Onlarca tehdit, rüşvet vs. girişimleri hep sonuçsuz kalıp adalet yerini bulmuştur.
ANNEDEN DE ÖRNEK ALINIR
Adli Tıp’a doğru örnek geldiğinde doğru sonuç çıkar. Bu ne demek, örneğin mahkeme tarafları Adli Tıp Kurumu veya tam teşekküllü devlet hastanesine göndermezse, yeterli güvenlik önlemleri alınmazsa şüphe artar. Mahkemelerin dikkat etmesi gereken önemli konu, tarafların itirazı varsa aynı anda Adli Tıp Kurumu’na, aksi halde tam teşekküllü devlet hastanesine sevk etmeleri gerekir. Mutlaka kolluk kuvvetleri ile gönderilmeliler.
DNA örneklerinin Adli Tıp Kurumu ya da tam teşekküllü devlet hastanesinde kolluk kuvvetleri eşliğinde alınmaması durumunda Yargıtay bu gerekçeyle kararı bozabilir. Anne olmadan baba kız arasında DNA incelemesi yapılabilir. Annenin olması güven endeksini değil ama çapraz denetimi sağlar.
25 yıl önce babalığın benimsenmemesi nedeniyle manevi tazminat davası diye bir kavram yoktu. Bu herkese örnek oldu. Artık ülkenin her yerinde bu davalar açılıyor.
SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?
Babalık davasının görüldüğü Aile Mahkemesi, duruşmada DNA testi yapılması kararı verir. Mahkeme DNA testi yapılacak kişiden 2 hafta içinde vesikalık fotoğrafıyla mahkeme kalemine başvurmasını ister. Vesikalık fotoğrafı alan mahkeme kişinin sol koluna da mühür vurur. Mahkeme kaleminde yapılan kimlik tespitinin ardından Adli Tıp Kurumu’na yazı yazılır. DNA testi yaptıracak kişi en az iki polis eşliğinde Adli Tıp ya da tam teşekküllü hastaneye gider. Adli Tıp Kurumu’nda o kişinin kimliği kontrol edilir.
Vesikalık fotoğrafına ve kolundaki mührüne bakılır. Karşılaştırma yapılır, parmak izi ve imzası alınır. Ayrıca Adli Tıp’ta o kişinin yeniden fotoğrafı çekilip dosyaya konur. Ama o kişi DNA örneği vermek için hastaneye giderse ne fotoğraf çekimi yapılır, ne de parmak izi alınır. Daha sonra DNA testi için kişiden alınan örnekler yine polis eşliğinde mühürlü poşet için Aile Mahkemesi’ne geri götürülür. Mühürlü poşetler incelenmek üzere savcılık kanalıyla Adli Tıp Kurumu’na PTT kargo ya da savcılık arabalarıyla götürülür.