7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nde Sağlık Çalışanlarının Sorunları Gündemde!
SAĞLIKTA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İÇİN HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ, ADALETLİ TEMSİL VE BAĞIMSIZ SENDİKACILIK ŞARTTIR!
Her yıl 7 Nisan’da kutlanan Dünya Sağlık Günü, sadece küresel sağlık politikalarının gündeme getirilmesiyle devam ediyor, aynı zamanda sağlık çalışanlarının karşılaştığı ve çözüm uygulamalarının da aydınlatılması perspektifi da önemli bir fırsattır. Sağlığın sürdürülebilir ve kalıcı çözümlere inanmadığını Sahim-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, ”Her bireyin adil, erişilebilir ve kaliteli sağlık hizmetlerine erişme hakkını savunuyoruz. Bu sürecin temel taşı, hukukun özgürlüğü, fikirleri ve ifade özgürlüğüdür.” dedi.
7 Nisan Dünya Sağlık Günü, yalnızca küresel sağlık politikalarının değil, aynı zamanda sağlık çalışanlarının maruziyetini sürdürdüğü ve çözümlerin çoğaltıldığı önemli bir paket olarak görünmektedir. Bu yıl da sağlık emekçileri; Eriyen maaşlar karşısında yüksek enflasyon, yetersiz satış fiyatları, idari izin adaletsizliği ve artarak devam eden şiddet eylemleriyle mücadele ediyor. Sahim-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, “Toplu sözleşme masasında etkisiz kalan sendikal anlayışlar yerine, siyaset üstü bağımsız sendikacılık yapılıyor” diyerek kamu çalışanlarını dayanışmaya topladı. Tarafsız hukukun üstünlüğüne, özgürlük özgürlüğüne ve adil temsil hakkına vurgu yapan Akarken, tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini SAHİM-SEN çatısı altında birleşmeye davet etti.
Sağlık Çalışanları Güvenlik Kaygısıyla Görev Yapıyor
Sağlık çalışanlarının vücudunda ayakta duran, ağır sorumluluklar taşıyan fedakar bireylerdir. Ancak bugün gelinen yerde; özlük haklarında gerileme, emekliliğe yansımayan ödeme kalemleri, Ek gösterge Ek ödeme adaletsizliği, düşük fiyat ücretleri, idari izin dengesizlikleri, artan iş yükü ve her geçen gün daha da yakan sağlıkta şiddet olayları ile karşı karşıyayız. “Her gün hastalarına şifa vermeye çalışan sağlık çalışanları, ne yazık ki güvenlik kaygısıyla görev yapar hale geldi” diyen Akarken, Sakarya’da bir hekimin muayenesi sırasında darp göstergesi örnek göstererek şöyle konuştu:
“Bir hekimin görev başında şiddete uğraması, sadece sağlık çalışanlarına değil, doğrudan halk sağlığına da yapılan bir saldırıdır. Sağlık öğrencilerinde güvenlik önlemleri artırılmalı, sağlıkta sıcaklık önleyecek caydırıcı salgınlarla hayata geçirilmelidir. Toplumsal bilinç ve kamu desteği olmadan bu mücadele başarıya ulaşamaz. Sağlık emekçisi yalnız değildir!”
Enflasyon Karşısında Maaşlarımız Eriyor
TÜİK’in mart ayı için açıkladığı %38,10’luk yıllık enflasyon ve ENAG’ın %75,20 oranı kamu çalışanlarının nasıl bir ekonomik dar boğaza sürüklendiğini açıkça gösteriyor. Konuya ilişkin Akarken şu değerlendirmede bulundu:
“Daha yılın ilk kesintileri enflasyon farkı durumda. Yeni yılın başında verilen maaş artışı arttı. Kamu emekçileri, artan hayat pahalılığı karşılaştırıldığında dağıtıldı. Bu yerde en büyük sorumluluk, toplu sözleşme masasında etkisiz kalan, memurun parasını koruyamayan konfederasyonlardadır. O masa artık çözüm değil, doğrudan bir sorun haline geldi.”
Görev Tanımlarında Belirsizlik Bitmeli, Yeni Bir Vizyon Şart
SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık çalışanlarının görev tanımlarındaki performanslarının artık kabul edilemez bir boyuta uzandığını vurguladı. Akarken, “Muğlak görev tanımları sadece çalışanlarımızın birimlerinin azaltılmasıyla kalıyor, aynı zamanda kurum içi huzuru bozuyor ve hizmet sunumunda ciddi aksaklıklara yol açılıyor. İş barışının ve hizmetin mevcut olduğu için net, adil ve kapsayıcı olarak çalıştırılması gerekir” dedi.
Asker Hastanelerinin Açılması İse Aşamalı Bir Yoldur
Asker hastanelerinin yeniden açılma oranları ile ilgili görüşlerini dile getiren Özlem Akarken, “Bu sadece sağlık açısından bakış açısı değil, aynı zamanda sistem aralığı ve çalışanlarımızın ahlaki motivasyonu açısından da büyük önem taşıma, lakın bir tesisin devre dışı bırakılmasını sağlamak kolay, eski kalitede tekrar hizmet vermeyi zorlaştırır” şeklinde konuştu.Devrolan dönemler boyunca süren mağduriyetlerine dikkat çeken Akarken, “Bu insanlar uzun süre boyunca büyük bir özveriyle görev yaptı. Şimdi yaşadıkları hak kayıplarını kurtarmak, sadece teknik bir mesele değil; aynı zamanda vicdani bir borçtur. Adaletin ve ahde vefanın yeniden güçlendirilmesi, sağlık sistemi olani de devam ediyor.”
“Bağımsız Sendikacılıkla Yol Almalıyız!”
Toplu sözleşme masasında gerçek temsilin sağlanmadığına vurgu yapan Akarken, sağlık ve sosyal hizmet kolundaki kamu çalışanlarını şu sözlerle SAHİM-SEN çatısı’na davet etti:
“Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçları beklemek mümkün değil. Tüm kamu emekçileri, durdukları yerde değişiklik yapmak istemiyor. Siyaset üstü, bağımsız sendikacılık anlayışımızla sağlık çalışanlarının sesini duyurmak ve aykırılıkları savunmak için buradayız. Gelin sesinize ses vermiyor.”